Ehliyet sahibi kimselerle oturmak bir nimettir. Ağyar ile oturmak, beladır ve sıkıntılıdır.
Hele nifak ehli arasında oturmak...
Sana her an için vazife olan, Hak yakınlığını düşünmek ve daima onu murakabe etmek... Hakk’ın ve halkın hakkı olanı nefisten istemek... Nefsin yapması vacip olan şeyi yaptırmak...
Dünya ve âhiretin hayrını bilmek dilersen, bunun yolu, Hak Teâlâ'nın seni iyi bildiğini düşünmek ve nefsi amele koşmaktır, derim. Nefisten, Allah'ın emirlerini yapmasını iste. Yasaklarından kaçmasını talep et.
Âfetler geldiği zaman, onu sabra alıştır. Kaza ve kaderin hükmü gelince razı olmayı ona öğret. Nimet geldiğinde ise şükrü bellet. Bunları yaparsan, Hak yolda önüne çıkan mâniler zail olur, Hak yoldaki sohbetin iyi bir istikamete girer. Yolunda iyi arkadaş bulur, yardımcıya rastlarsın. Ve öyle bir hazineye kavuşursun ki, hangi yöne dönsen o seni takip eder. Artık o hazineye erdikten sonra aldırma, nerede olursan ol. Çünkü sen, yitirdiğini aynı yerde bulursun. İlim, hikmet, kader, ins, cin, melek, sana hizmetçi olur. Allah'tan korktuğun için her şey senden çekinir. Allah'a itaat ettiğin için her şey sana itaat eder.
Allah'tan korkan kimseden her şey korkar. Allah'tan korkmayan, her şeyden ürker. Allah'a hizmet edene herkes hizmet eder. Allah, hiç bir kulun yaptığını karşılıksız bırakmaz. Ne edersen onu bulursun.
Nasıl olursanız idarecileriniz de öyle olur.
Allah'ım, bize keremle, ihsanla, hatalarımızdan geçmekle muamele eyle...
Dünya ve âhirette bize lütuf ver. “Dünyada iyilik ihsan eyle, âhirette yine iyilik ver.
Ve bizi ateş azabından koru.” (el-Bakara, 2/201) Âmin!
{ Abdulkadir Geylani (ks) }